The Album Leaf - Over the Pond



Birkaç saat önce, tek cümleyle dünyanın tüm sorunlarını halletmek gibi bir yanılsamayla hepimizin içini ferahlatan twitter'a şöyle yazdım:

"bazı müzisyenler şarkılarıyla hayatıma öyle bir kazınıyorlar ki, ne kadar değerli ve önemli olduklarını bilseler kendilerini tanrı sanırlar."

Bunu yazarken dinlediğim albüm The Album Leaf'e aitti. Nitekim bu grup benim hayatımı belli zamanlarda absürd hayaller ve bana ait olmayan çorap giyme hikayeleriyle gerek işkenceye çevirmesi gerekse mucize diye bir şeyin varlığına inanma sebebi olması dolayısıyla, Over the Pond adlı aşağılık ama aşağılık olmasıyla en bir güzel olarak hafızalara kaydedilen bir şarkıyla hayatıma girişini yapmıştı. En son daha geçen gün albümlerini çıkarıp aynı gün turlarına başladıkları haberini aldım aynı twitter'dan. Bence bu gruba ait ne varsa dinleyin.

"Geçende Nevizade'de dolanırken, o son mekanın önünden geçerken ne hissedeceğimi şaşırmıştım. Esther ise bizi onun karşılarında bir yere götürmüştü. Onun da canı yanıyordu o aralar. Bana bizi götürdüğü yerde tanıştıklarından bahsetmişti. İçeri girdiğimizde dönüp "hangi katta ve nerede oturalım?" diye sorunca verdiğim cevap aslında kendi adıma yanlış yerde olduğumu anlatıyordu. Şöyle demiştim:

- En çok neresi acıtıyorsa orada, o katta."

diye yazmıştım bir yerlere bu şarkı arkada bilmemkaçıncı kez çalarken mesela. Bu şarkıyı duymayıp hissettiğimin kanıtıydı bu o günlerde.

Velhasıl Over the Pond ile ilgili yazmak istediğim tonla şey olmasına rağmen, hakkında bir şeyler yazma ve yazdıklarını hissedip türlü hissiyatlara kendini kaptırma konusunda çoktan kotayı aşmış bulunmam sebebiyle, sizi dünyanın en harika rüyalarına fon olabilecek ama bitişiyle o rüyaları da sonlandırıp insanı depresif hallere sokabilecek kadar güçlü bu şarkıyla başbaşa bırakayım.