clint mansell -death is road to awe





şimdi nerden dinledim bu şarkıyı bilmiyorum ama muhtemelen kendini hatırlatma devrelerinden bir tanesine geldim. ıslak bir havlu sıkılırken nasıl farklı yönlerde kuvvetin etkisinde kaldığı için yamuluyorsa bu şarkı da bu hissi veriyor.zaten genel olarak ''sıkılmaya çalışılan ıslak havlu'' yerine kendimi koyduran parçalara aşığım.
neyse

clint mansell'dan bahsetmeme ne kadar gerek var bilemiyorum ama yoldan geçen vatandaşın ana haber bültenlerindeki acıklı haberlere fon müziği olması ile aşina olduğu ''requiem for a dream orchestral'' parçasını ve o albümü yapan kişidir. kendisi nazarımda ost ve score konusunda beğenmediğim herhangi bir çalışması olmaması nedeniyle gözbebeklerimdendir.
the fountain genel olarak garip bir film.seneler önce çekimine yeltenildi olmadı kadrosu değişti ve iyi ki değişti.kraliçemiz isabel'in fısıldayarak ''together we'll live forever'' deyişleri beynimde her daim yankı yapar.bunun haricinde galiba filmi tarifleyemem.
bu da filmin sonunda başlayan yükselen dağılan parçalanan sonra birleşen bir parça.tabi o huzura erdiğinde siz parçalanmış oluyorsunuz.ek olarak final sahnesini de ekliyorum ki hem spoiler olsun bana sinirlenin hem de bu parçanın hatta bu albümün filmle beraber altın oranı yakaladığını anlayın.tabi filmi birkere görmeniz kafi.sonrasında albümü her dinlediğinizde zaten sahneler aklınızda olacak.

3 dinleyen:

irniel dedi ki...

lise ve üniversitede kimya derslerinden anlatılan konuları,reaksiyonları gözümde canlandırma gibi bir olayım vardı. engel olamıyordm aslında olmakta istemiyordum dersleri çekilir kılan tek eğlencem buydu.. bu parça bana "fisyon" olayını yaşatıyor,kendi bünyemde bölünme yaşıyorum..
şarkının ilk dakikalarında gerekli enerjiyi toplamaya başlıyorum.. o enerji,duygu yoğunluğu öyle noktalara varıyor, aklımdan öyle düşünceler geçiyor ki bir yandan az da olsa bir huzur yaşarken diğer yandan beynimin parçalara ayrılacağı hissiyatı ile çektiğim acı beni benden alıyor..garip bir irkilme bazen de titreme ile kendime geliyorum ama derin bi hissizlik yaşıyorum.. şaşırıyorum,film gözümün önüne geliyor,ardından yıllarca zihnimde canlandırdığım fisyon olayı.. kendimi topluyorum 03.15 dakika lmuş bile,zor da olsa dnegeye ulaşıyorum,sakinleşiyorum.. şarkıya odaklanıyorum yine binlerce sahne gözümün önünde.. ve birden 06.22,topladığım enerji beni zorluyor herşeyi olması gerekenden daha yoğun yaşıyorum, anımsıyorum ve 07.35 bi parçalanma hissediyorum vücudumda, birkaç saniyelik süreden sonra durgunluğa ulaşıyorum.. şu 9 dakika beni o kdr yoruyor ki üstüste dinlemeye korkuyorum parçayı..
çok büyük acılar, hayal kırıklıkları yaşadıktan sonra bu tarz filmler izlemek,böyle etkileyici parçalar izlemek mazoşistliğe giriyor bununda farkındayım.. bu parça çok özeldir,kıymetlidir.. yaşadıklarımı abartmadım,sadeleştirdim..

teşekkür ederim pudra*

irniel dedi ki...

amma yanlış yazmışım.. şarkının vermiş olduğu gazla iyice heyecanlanmışım :)

pudra dedi ki...

bu şarkı bir sapan ben de o sapanın deri kısmı tarafından kavranmış bir taş gibiyim.
bir süre sonra ne o ne de ben dayanabiliyoruz gerilime tam da küçülüp tekrar büyüdğü anda vazgeçiyoruz direnmekten.güzel oluyor bu sayede direklere toslamak.ya da o korkuyu yaşamak.korku demişken o da bir aktarımsa evet sağolsun şu kısa süre içinde ne kadar korkum varsa hepsini film şeridi yapıyor.

her daim ayrıca:)